10 Ekim 2011 Pazartesi

title!

 

ağızda bırakılan kekremsi tat,

ki bunu bir çok kişi tanımlamaya çalıştı. Olmadı. Olamazdı; herkesin değeri farklıydı çünkü. Bana tadında bırak dendi. Bırakmadım. Bak ne oldu? Ne olacak, bir hıçkırık silsilesi. Ve ardı arkası gelmeyen düşünceler yumağı. Huzur vermesi gereken şarkıların daha da çok yorması. Hadi ordan’ları insancıkların. Ve bir yerlere – birilerine- tabii olma.

Haydi hayırlısı!

7 Ekim 2011 Cuma

Ya yanlarındakiler?!

merdiven 

 Sanki herkes yanındakini bekliyor gibi. Ya da bir yerlerde duruyorlar diğerleri de. Her halükarda yalnızlıklarını bir kere daha hatırlıyorlar. Ve biraz daha yalnız kalıyorlar. Herkesin yanı boş. Doldurmalık ilişkiler aranıyor her tarafta.

 

Ve demişti ki zamanında birisi ya da belki ben(?) “Sadece ben kişisi kalıyor geriye, gerisi hikaye”

9 Mayıs 2011 Pazartesi

Pazartesi'ye günaydın :)

Onun suçu yok aslında. O olmasa başka bir kötü seçilecekti, her yerde bu böyle zaten. İllaki kötü olanı birisi seçmek zorunda.. Kabul edin yahu, suçsuz o :)

8 Mayıs 2011 Pazar

Back!

Yasak kalktıktan sonraki ilk post. Ve de Office 2007'den entry yollayamamanın verdiği sıkıntı... pffffff!



Neysee, çok değişiklik yok aslında. Aynı yerde devam. Dediler ki bana, yazmaktan vazgeçme - kendine has bir stilin var.. Büyük laflar etmiş olmalıyım zamanında..





Sorun şu ki, şu an Times New Roman ile yazıyor olmaktan dolayı büyük sıkıntı çekiyorum. Sevemedim bu yazı tipini bir türlü. HTML ile de kim uğraşacak ki şu saatte? Officeee, sana sesleniyorum, bilgisayarımdan elini eteğini çekkkkk!

Sıkılmışım değil mi :)



PS: O kadar zaman geçmiş işte, sen anla. HTML'den zamanında değiştirmiştim ki ben yazı stilini :p Hay ben benii :))

9 Aralık 2010 Perşembe

Dedim ki, numara yapıyorum.

Oyuna devam!

4 Aralık 2010 Cumartesi

Aslında bana dediği şey çok mantıklı. "Bırakma!" Bense bırakmanın daha kolay olduğunu düşünen taraftayım sanırım. Ya da bilemiyorum bir şekilde işime geliyor.

Gibimsi yaşantılardan sıkıldım. Hep insanların üstüne üstüne geldiği günleri yaşıyorum. Ve de ne yazık ki kendi rollerinin farkında olmayan pek çok insan var etrafımda. Şimdi diyorum şu işi beraber yapsak, ama içim kaldırmıyor ki. Nedense bıkkınlık almış başını yürüyor. Anlamlandıramadığım ve devamı olan bir kırgınlık içimde. Sanki tersine gidiyor herşey.

İçimi fena halde dökmeye ihtiyacım var birilerine, bir yerlerde. Ama ne zaman buluyorum –yaratıyorum, ne de kalpten istiyorum –adını sayıklıyorum.

Bırakıyorum yine. En kolayından..