24 Ocak 2013 Perşembe

Yasushi Yoshida

Çok yorgun başlanılan günlere. Kaybedilen her sevgi ve sevgiliye. Çarenin bulunamadığı her acıya. Ve sonsuz diye adlandırılan her şeye.

İnsanın umarsızlığına.. Öykü gibi, hayat hikayesi gibi, düş gibi, ölüm gibi..




"Kıyıda köşede ve sessizlik içinde kalınız."

20 Ocak 2013 Pazar

Uyanırsak, dokunma.



Bazen aklından sayfalar dolusu yazmak geçer. Yazsam yazsam yazsam; bitmese. Sonra bunlar belki bir gün birilerine ulaşır da okunur dersin. Sonra yok neyse dersin. Sonra imla işaret ve kurallarına ne kadar dikkat ettiğini hatırlarsın. Sonra klavyede yazmada ne kadar ustalaştığını düşünür vay be dersin.

Şimdiden hiç yapmadığım bir sürü hata yaptım.

Müzik kulağı doldururken, insanlara anlam bulmaya çalılştığımı farkettim yeniden. Acaba neden burada böyle dedi, acaba neden seksen defa benim sosyal profilime baktı, acaba neden kaşının üstünde gözü var –ya da tam aksi yönde?

Oh Land - Perfection çalar belki bir yerlerde. Bir sürü hata yaptım yazımda.

Uzayıp giden boş beyaz sayfalara karalama ihtiyacı içinde olmak, ya da çizim yapmak. Tüm beceriksizlikleri üstünden atmaya çalışarak, ki bunda başarısız olarak. El emeği orjinal çalışmalarım da var benim. Hem onlar göze daha güzel gelebilir belki, içten bakarsanız. Bakar mısınız?

Şimdi kimse bana dostluk arkadaşlık ve yazı üstüne kurallar bütünlerinden bahsetmesin. Ben imlada yazımda ve beyazda çok hata yaptım.


0341 20012013

10 Ocak 2013 Perşembe

İçindeki kötülüğün, kötü niyetin farkında mısın? 

Farkına vardığın anda aslında karşıdakinin değil de, sıkıntının sende olduğunu da farkedeceksin.

Sabırla bekliyorum.

6 Ocak 2013 Pazar

Resim

En çok ben göz çizmeyi sevdim. El çizmeyi istedim, beceremedim. “Bir gün belki”lere takıldı o da. Göz insan canlısındaki en garip organdı, belki ben de bundan sevdim. Bir de ne kadar görmek istemesem de, insanın içindeki kötülüğü hep gözlerinde gördüm. Ele verici organ olsun bundan sonra literatürdeki adı.

Bugün çok insan gördüm; gözlerime gözlerini diken, gFoto-0348özlerimde bir bakış yakalamaya çalışan ya da kaçan –en çok da kaçan! Oysa kirpi kaçmıştı ayak uçlarına, yorganları o yüzden ısıtmıyordu. Söyledim de, güldüler anca. Yapacak bir şey yok, herkesi kurtaramazsın..

En çok ellerim acıyor, yaralanıyor ve de hatırlıyor. Genelde ellerim unutmuyor, gözlerim yaşıyor. Genelde bu düzen hiç bozulmuyor. Bir garip savruş şekli kirpinin, ayak ucundan beynine.

Hadi bakalım.

5 Ocak 2013 Cumartesi

Zaman

Sadece bilmediklerimiz üzerine kuruyoruz afilli cümleleri. Hiç gercek acıyı tatmamış insancıklarız aslında. Her öğüdün sonu bir hiçliğe uzanıyor; biliyoruz da görmezlikten geliyoruz anca.

Ne kendimize ne de başkalarına verdigimiz sözlerin bir anlamı kalıyor boşlukta. Geçeceğini dusleyip mavi rüyalara uyuyoruz. Uyandıran kişiden hiç haz etmiyoruz.

Ursula'nın kitaplarına sığınıyorum çoğu zaman, bir de can acısı için Umay Umay'in kitaplarına. En çok da kırdığım potlara yanıyorum. Kitaplar belki sakinleştirirdi oysa?

Susmalı, yutmalı kelimeleri. Her zamanki gibi.