9 Mayıs 2011 Pazartesi
Pazartesi'ye günaydın :)
8 Mayıs 2011 Pazar
Back!
Neysee, çok değişiklik yok aslında. Aynı yerde devam. Dediler ki bana, yazmaktan vazgeçme - kendine has bir stilin var.. Büyük laflar etmiş olmalıyım zamanında..
Sorun şu ki, şu an Times New Roman ile yazıyor olmaktan dolayı büyük sıkıntı çekiyorum. Sevemedim bu yazı tipini bir türlü. HTML ile de kim uğraşacak ki şu saatte? Officeee, sana sesleniyorum, bilgisayarımdan elini eteğini çekkkkk!
Sıkılmışım değil mi :)
PS: O kadar zaman geçmiş işte, sen anla. HTML'den zamanında değiştirmiştim ki ben yazı stilini :p Hay ben benii :))
9 Aralık 2010 Perşembe
4 Aralık 2010 Cumartesi
Aslında bana dediği şey çok mantıklı. "Bırakma!" Bense bırakmanın daha kolay olduğunu düşünen taraftayım sanırım. Ya da bilemiyorum bir şekilde işime geliyor.
Gibimsi yaşantılardan sıkıldım. Hep insanların üstüne üstüne geldiği günleri yaşıyorum. Ve de ne yazık ki kendi rollerinin farkında olmayan pek çok insan var etrafımda. Şimdi diyorum şu işi beraber yapsak, ama içim kaldırmıyor ki. Nedense bıkkınlık almış başını yürüyor. Anlamlandıramadığım ve devamı olan bir kırgınlık içimde. Sanki tersine gidiyor herşey.
İçimi fena halde dökmeye ihtiyacım var birilerine, bir yerlerde. Ama ne zaman buluyorum –yaratıyorum, ne de kalpten istiyorum –adını sayıklıyorum.
Bırakıyorum yine. En kolayından..
28 Eylül 2010 Salı
Offff kişisi
Evet, beynimi yerinden söküp kemirmek istiyorum.
Yok, bu aralar çok iyi anlaşıyoruz. Ama bana doğruları fazlasıyla gösterir oldu.
Insanlara kırılıyorum misal, o bana ne kadar haklı olduğumu anlatıyor.
Yapma bunu güzel kardeşim! Sonra ben o insanı eskisi kadar sevemiyorum!
Ki bilenler biliyor zaten, ben mantıkçı bir insan değildim. Oluyor ama insan saçma sapan şeylerden sonra. Şimdi ise susturamıyorum beynimi.
Işte demem o ki, tüm bunlar yüzünden, ben en iyisi beynimi çıkarıp kemireyim afiyetle.
Sonra belki bir gün ağlarım halime. Belli mi olur?
26 Eylül 2010 Pazar
Ve sonra gün geldi.
Zamanın soysuzluğu demişti zamanında ben kişisi.
Ama işte güzellikler getirdiği de oluyor.
Bekliyor insan, kötü şeyler oluyor çoğu zaman, iyisel şeyler bulamıyabiliyor işte yolunu..
Sonra sen çıkıyorsun bir yerlerden, mesela en küçük cebimden?
Yerini buluyorsun kendin zaten, yol göstermeme ne hacet?
Zamanın sonsuzluğu olduk, farkında mısın??