26 Eylül 2010 Pazar

Ve sonra gün geldi.

Zamanın soysuzluğu demişti zamanında ben kişisi.

Ama işte güzellikler getirdiği de oluyor.

Bekliyor insan, kötü şeyler oluyor çoğu zaman, iyisel şeyler bulamıyabiliyor işte yolunu..

Sonra sen çıkıyorsun bir yerlerden, mesela en küçük cebimden?

Yerini buluyorsun kendin zaten, yol göstermeme ne hacet?

Zamanın sonsuzluğu olduk, farkında mısın??

18 Eylül 2010 Cumartesi

Ve sonra, gün gelir..

Boğazımızdaki ağrının soğuk algınlığından olduğunun öğretildiği zamanlardı sanırım, yutkunmaktan vazgeçtiğimiz günler.

Düşüşlerimize engel olamamakla ilgiliydi oysa herşey, hayır, boğaz ağrısından değil, diyemedik.

Kalanlarımızla sağ salim yaşıyorduk işte, sızlanmanın alemi yoktu. Sızlanmayacaktık.


 

Ne denirse başımızı sallayan kukla baloncuklar olduk bir süre sonra..

Vazgeçmeyi unuttuk, unutmayı unuttuk, sevmeyi unuttuk, yokluğu olan herşeyi unuttuk var olanlarla beraber.


 

Şimdi geride kalanlarla, dümdüz bir hayat sürüyoruz. Sonunun nereye gideceğini bilmeden, emin olmadan bir şeylerden, sevmeden, yutkunmadan, susarak..

Boğazımızdaki ağrının soğuk algınlığından olduğunun öğretildiği zamanlardı sanırım, varlığımızdan vazgeçtiğimiz günler.

7 Eylül 2010 Salı

Çok pis diyesim geldi!

Ya, herkes şaşırsa misal. Hem de hiç şaşırmasa.

"Aaaa"larla beraber "zaten..."ler ortalıkta çınlasa.

Ben bir köşede dursam, ama kimsenin bakmadığı o köşede,

dinlesem herkesin dediklerini. En çok ne duyardım acaba?


 

Ama artık olsa ya.. Cidden olsa, bitse, tamamı budur desek? Olmaz değil mi?

Henüz olmaz zaten..

20 Ağustos 2010 Cuma

İtiraf

Öhöm köhöm.
Buradan bir iki yazı okuyan pek sevgili arkadaşım:
Yanlış anlamışsın.
Kişisel değil çoğusu ki. 
Güncedir, candır tamam da,
Bazen öylesine de yazılır. 
Ki yazıların çoğusu da öyledir.
Demiştim değil mi yukarda?


Her neyse, 
Bu yazı tipi de bizim zümrenin standardıymış.
Deneyeyim dedim, nasıl oluyor :)


Haydi görüşürüzzzz

19 Ağustos 2010 Perşembe

En dümdüzünden..
gerisin geriye bakmadan demiştim, yutmadım hala boğazımda.
kırılganlıklar hep olur ama değil mi?

boşver..

12 Ağustos 2010 Perşembe

Depoladığım enerji super. Düşünmeden hareket ediyorum ohhhh!


 

Tatil yarıyor, kim ne derse desin. Yapılan tatil sevdiğinle olunca o ayrı bir güzel tabii. Ama hemen bir gün sonrasında işe başlamak kabus gibi. Daha gözlerini açamamışsın missal, adam diyor ki, "hocam hoşgeldiniz!" Yok yaaa!


 

İş dedimse de, seminer, ohhh püfür püfür! Kavruluyorum! Ankara'nın kurusuna alışan birisi olarak, İstanbul'un nemi ağır geldi biraz. Kendimi hasta etme yollarındayım bu gidişle. Yeniden =(


 

Öperim canım seni de, okuyan er :D